İzleyiciler

25.6.09

FİL VE KARINCALAR...



KARINCALARIN FİLLE SAVAŞI

Ormandaki karıncalar

müthiş bir düzen ve saadet içinde
yaşayıp duruyorlarmış!
Ta ki kötü fil
ormana musallat oluncaya kadar...
Filin en büyük zevki,
karınca ezmekmiş !
Günün belli saatlerinde ormana geliyor
ezebildiği kadar karınca eziyor,
keyif yapıyor, sonrada gidiyormuş.
Karıncalar bu mezalim karşısında gerçekten,
çok hiddetlenmişler.

Bir gün karıncaların şefi ,
karınca liderlerinin ulu ağacın altında
toplanmasını istemiş,
gerçekten sabah yüzlerce koloni lideri,
şefin yanında toplanmışlar.
Uzunca bir sessizlikten sonra, şef konuşmuş

"Arkadaşlar,başımıza gelen felaketi biliyorsunuz.
Ne öneriyorsunuz?" diye sormuş.
Kimi liderler "Ormanı terk edelim ",
kimisi "Saklanalım"

kimisi de "rüşvet verelim" derken
şef :
"Arkadaşlar ormanımızı file bırakmayacağız,
savaşacağız, herkes... tüm karıncalar silahlanıp,
iki gün sonra sabah burada toplanacağız"
diye konuşunca, tüm liderler
"Savaş! Savaş! Savaş"
nidalarıyla toplantıdan ayrılmışlar.
Büyük gün gelip çattığında
ormanın her yerinden irili ufaklı,
siyah - beyaz tüm karıncalar
sürüler halinde toplanmaya başlamışlar.

Her taraftan karıncalar akın ediyormuş,
milyonlarca karınca, ellerinde iğneler, sopalar taşlar
ve herkes şefin tırmandığı kayanın altına toplanmış.
Şef onlara hedefi anlatmış, tüm karıncalar
"Zafer!"
çığlıkları atarken birden uzaktan uzaktan
bir filin
ayak sesleri duyulmuş "gümp gümp gümp"
karıncalar saklanıp beklemeye başlamışlar.
Fil bırak karınca ezmeyi,

karınca göremediği diye için sinirle meydana girmiş.
Bir anda şefin
"hücum!"
komutunu duyan karıncalar
file saldırmışlar...
Filin üzeri bir anda milyonlarca karınca ile dolmuş.
Isırıyorlar, vuruyorlar, iğne batırıyorlarmış.
Fil şaşkınlığını atınca yere bir sağ ayağını vurmuş,
bir sol ayağını vurmuş üstünde hiç karınca kalmamış.
Karıncalar bir daha saldırmışlar file...

Fil bir sağ ayağını vurmuş yere,
bütün karıncalar yerde.
Sadece tek bir zayıf çelimsiz karınca
son anda filin boğazına tutunmuş,
düştü, düşecek
sallanmaya başlamış.
Tüm karıncalar filin etrafında toplanmışlar
ve bağırmaya başlamışlar

"BOĞ ONU, BOĞ! diye...
** Sizce boğabilecek mi? **

Bu hikayeden çıkaracağımız en önemli ders:

Eğer başarıya ulaşmak için sağlam planlar yapmazsak,
başarıyı umut etmekten
öteye gidemeyiz...
ALINTI

15.5.09

OLİMPİYATLAR...

YAŞANMIŞ HİKAYELER
İlgilenenler bilir,
Seattle’da her sene Özürlüler Özel Olimpiyatları düzenlenir.
Türkiye’deki televizyonlar ve yazılı basın da ibret olsun diye,
sayfalarında ve kanallarında bu habere geniş yer verirler.
Ama maalesef ülkemizde zaman zaman duvarlara asılan pankartlar
ve kişisel girişimler dışında
özürlüler için yapılmış pek de fazla bir şey duyamayız.
Her neyse...
1976 yılında da A.B.D. Seattle Özel Olimpiyatları'nda,
9 zihinsel ve bedensel özürlü
100 metre koşusu için başlama çizgisine dizildiler.
İçlerinde özel bastonu ile neredeyse normal yürüyüş hızında bile
yürüyemeyen katılımcılar vardı.
Başlangıç işareti
alışık olunduğu üzere silah atışı ile yapılmamış ve
bir piyanonun tuşuna basılmak suretiyle yarış başlamıştı.
Başlama işareti verildiğinde hepsi birliken hamle yaptılar.
Bu da alışık olunduğu gibi hızlı bir başlangıç değildi.
Ama hepsi yüzlerindeki gülümseme ile yarışı kazanmak,
en azından bitirmek istiyordu.
Daha bu zorlu savaşın başında
aralarından genç bir delikanlı tökezleyerek yere düştü.
Hem can acısından hem de geride kalmanın verdiği üzüntüden
avazı çıktığı kadar ağlamaya başladı.
İşte o an
izleyen tüm insanların gözlerini yaşartan
☆bir olay yaşandı.☆

Ağlama sesini duyan diğer 8 yarışmacı yavaşlayıp geriye baktılar.
Sonra hep birlikte geriye dönüp yerdeki arkadaşlarının yanına geldiler.
İçlerinden down sendromlu olan bir kız eğilip
onu yanağından öptü,
"Bu onun daha iyi olmasını sağlar." dedi ve ayağa kaldırdı.
Sonra dokuzu birden kolkola girerek
bitiş çizgisine doğru hep birlikte yürüdüler.
Tribündeki izleyiciler elleri acıyana kadar onları alkışladılar...
O gün orada bulunanlar belki de
hayatlarının en güzel dersini almışlardı.
Onlar başkasının kazanmasına yardım ettiler ve herkes kazandı...
☆☆☆☆☆
Daha fazla kazanmak uğruna;
birbirinin sürekli önüne çıkmaya çalışan,
miras için
anne-babasını, kardeşlerini, akrabalarını yaralayan, öldüren,
daha lüks yaşamak adına
başka insanları, milletleri sömüren,
gece yarısı veya yerli-yersiz keyfî klakson çalan, nara atan,
kapkaç yapan,
okumuş doktor olmuş ama
insanlığa değil, organ mafyasına hizmet eden,
okumuş avukat olmuş ama
suçluların "ceza almaması için"
kanunî boşlukları değerlendirip para kazanan,
birtakım önemli mevkileri
tahsili-deneyimi olanlara değil,
kendisi gibi olanlara, düşünenlere veren,
arabayla giderken trafik canavarı olan,
sevinirken (?)
silahla masumları yaralayan, hatta öldüren,
çevreyi katleden,
vergi kaçıran,
kendinden başkalarını asla düşünmeyen,
kendisine bile saygısı olmayan
özür(süz)lerin dikkatine...

♥:-))♥:-))
SINAVLARA GİRECEK TÜM GENÇLERE
BAŞARILAR DİLERİM.

■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦

9.5.09

HAYAT BİR YOLCULUK...


Venedik çok kalabalıktı gerçekten!
Gondol gezintisi yapmadım ama, yapanları zevkle seyrettim...
Bu kadar büyük gruplarla turisti bir arada görmek çok zevkliydi.
Dünya'nın merakla görmek istediği kadar var, TARİH ile iç içesiniz.


Veeee sanat ve tarihle başbaşa,
büyük bir zevkle, her anını kalbime yerleştirerek

Güneşin Batışını izledim.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Gittim, gezdim, gördüm !!!

♥:-)) ♥:-))

Beğenmediğimi söyleyemem doğrusu!

* * * * * * * *
Herşeyden önce bir kadın olarak,
günlük yaşamda ve düzende,
bir insan olduğumu
hissettim,
hissettirildim...
Eşitlik bambaşka birşey!
Ne demek istediğimi, zaman içinde paylaşırım sizlerle...
☆☆☆☆☆

HAYAT BİR YOLCULUKSA,

Belki uzun, belki de kısa bir yoldayız...

Her başarısızlık bizlere birer KAVŞAK...

Endişelerimiz birer VİRAJ...

Arkadaşlarımız bazen GAZ PEDALI bizlere, bazen de FREN...

Düşmanlarımız "Trafik Işıklarında"ki KIRMIZI...

Ailelerimiz ise yollarımızdaki UYARI TABELALARI...

İş hayatımız ise ENGEBELİ bir ARAZİ...

A M A ;

Depolarımız PRENSİPLERİMİZ ile doluysa...

Motorlarımız İRADEMİZ kadar SAĞLAMSA...

İnandığımız her şey SİGORTAMIZ olmuşsa...
Yan koltukta da TANRInın VARLIĞINI
her zaman hissediyorsak...
DİLEDİĞİMİZ YERE MUTLAKA VARIRIZ...

■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■

Hepinize değerli ziyaret ve yorumlarınız için tekrar

çok TEŞEKKÜR ederim.

En kısa zamanda tekrar sayfalarınızda da görüşmek üzere...

S E VG İ L E R İ M L E

30.4.09

Geri Sayım ... ♥


Hünerler el değiştirilmezse devam etmezler.
*********************************
Haksızlığı her kabul ediş, daha büyüğünü doğurur.
A.H.Tanpınar
***********************************
Hükümdar,
haksız olarak bir köylüden bir yumurta alırsa,
adamları köylünün bütün tavuklarını alır.
Sadi
♥
Sevgili Arkadaslarim,
Tum ziyaret ve degerli yorumlariniza
cok tesekkur ediyorum.
Kizim'i ziyaretimde
GERI SAYIMdayim, artik...
** TURKCE karakterlerim icin de
kusuruma bakmayin, olur mu?
Ne yazik ki bazi harfler mevcut degil...**
Yakinda tekrar Ankara'dan gorusmek uzere,
sevgi ve selamlar gonderiyorum :)

5.4.09

Universite sehri Padova...

Italya "Gezi Notlari" ...
Prato della Valle Padova'da
90.000 metre karelik bir Park alani (Aynen bizdeki parklar ;)
ve Avrupa'nin en buyuk parklari arasinda yer aliyor...

Hava yagmurlu,
ancak cogu zaman semsiye bile acmaya gerek kalmiyor.
Binalarin altindaki koridorlar sizi koruyor.
Kultur farkliliklari, insana saygi ve sevgi, guleryuz
kolayca izlenebiliyor.
Burada her yer buram buram TARIH kokuyor.


Sehir turist ve ogrenci dolu !
Yagmura ragmen gezmeye doyamadim :)
Bir grup ogrenci ve bana adres soranlardan ise ozur dileyerek,
benim de orada bir "turist" oldugumu soyledim.
Oldukca eglenceliydi...
* * * * * * * * * * *
Padua Üniversitesi'nden bahsedecek olursak,
(İtalyanca, Università degli Studi di Padova, UNIPD)
1222'de İtalya'nın Padua şehrinde kurulmuş.
Avrupa üniversiteleri arasında en eskilerinden biri olmasının yanı sıra,
İtalya'nın da en eski ikinci üniversitesi.
2003 yılı itibariylen 65.000 kayıtlı öğrencisi bulunmakta...

Galileo Galilei (1564-1642) bilirsiniz!
Tanınmış müzikçi Vincenzo Galilei'non oglu...

1592'de Padova'da
matematik profesörü olarak çalışmaya başlıyan Galilei
bu görevi 18 yıl sürdürdü ve
buluşlarının önemli bir bölümünü burada gerçekleştirdi.
1604 sıralarında düşen cisimlerin
Yaptığı teleskoplar, mercek yüzeylerinin
eğrilik derecesini denetlemek amacıyla geliştirdiği yöntem sayesinde,
astronomi gözlemlerinde kullanılabilecek ilk teleskoplar olarak
kısa sürede avrupa'nın her yanında aranmaya başladı.
Astronomi alanındaki bulgularını
Sidereus Nuncius (yıldızların habercisi) adıyla yayımladı.
Teleskopla gerçekleştirdiği gözlemlerden etkilenen Venedik senatosu
Galilei' nin Padova üniversitesinde yaşam boyu profesör olarak
kalmasına karar verdi.
Ama Galilei Toscana grandük'ünün sarayın
baş felsefecisi ve matematikcisi olma
önerisini kabul ederek 1610 yazında Padova'dan ayrıldı.
Teleskopla yaptığı gözlemlerin Copernik'i doğrulaması,
Aristoteles'ci profesörlerin ona karşı cephe almasına yol açtı.
Ve Galileo'yu kilise yetkililerinin gözünde karalamaya çalıştılar.
Bir yandan da dine karşı ve uydurma olduğunu iddia ettikleri sözlerini
gerekçe göstererek Galilei 'yi Engizisyon 'a gizlice ihbar ettiler.
Kardinal Bellarmine konuya özel bir önem vererek
Galilei'yi 26 şubat 1616' da huzuruna kabul etmiş,
bundan böyle bu öğretiye bağlı kalmasının ve
onu savunmasının yasaklanmış olduğu konusunda onu uyarmış,
ama konunun salt matematiksel bir varsayım olarak
tartışılabileceğini bildirmişti.
===========================================
Peki;
kendisinden çok daha ünlü bir kukla (Pinocchio) yapan
Italyan marangoz ustası
Geppetto baba'yi hatirlar misiniz?
Burada dekor olarak kullanilan
pek cok Pinokyo'ya da rastladim.
♥:-))======================♥:-))
Son resimlerimi
Google Earth-Panoramio'da
bulabileceksiniz...
S e v g i l e r i m l e
☆☆☆☆☆
■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦

27.3.09

Başucu Hikayeleri..

Ankara Kuğulu Park'tan bir fotoğraf!
(Kuğu'cuğum...)
♥:-))♥:-))
BAŞUCU HİKAYELERİ

U N U T M A Y I N …

Evlendiğimizde önce “Hayatın daha iyi” olacağına inandırırız kendimizi.
Evlendikten sonra ilk çocuğumuz doğduktan,
hatta ardından bir tane daha olduktan sonra
hayatın daha da iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar,
onlar büyüyünce daha MUTLU olacağımıza inanırız.
Daha sonra, ergenlik dönemlerinde
çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.
Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı,
yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca,
emekli olunca, yaşantımızın dört-dörtlük olacağını söyleriz.
Gerçek ise; şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır.
Eğer şimdi değil ise ne zaman?...
Hayatımız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır.
En iyisi bunu kabul ederek,
her ne olursa olsun MUTLU olmaya karar vermektir.
* * * * *
En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza’ya aittir.
Der ki:
“Uzun zamandan beridir hayatın –gerçek hayatın-
başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım.
Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel,
öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş,
hala hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu.
Sonra hayat başlayacaktı.
Sonunda anladım ki, bu engeller benim hayatımdı.
Bu görüş açısı, bana mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi.”
Mutluluk yoldur;
öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu,
vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için,
ona daha fazla değer verin...
Unutmayın,
zaman hiç kimse için durup beklemez.
Öyleyse;
Okulu bitirene kadar;
Milyarlar kazanana kadar;
Çocuklarınız olana kadar;
Çocuklarınız evden ayrılana kadar;
İşe başlayana kadar;
Evlenene kadar;
Cuma gecesine kadar;
Pazar sabahına kadar;
Yeni bir araba ya da ev alana kadar;
Borçları ödeyene kadar;
İlkbahara kadar;
Yaza kadar;
Sonbahara kadar;
Maaş gününe kadar;
Şarkınız söylenene kadar;
Emekli olana kadar;
Ölene kadar...
* * * * * * * * * * *
MUTLU olmak için
içinde bulunduğunuz “an”dan
daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için
beklemekten vazgeçin.
Mutluluk bir yarış değil, bir yolculuktur.
Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar;
bazıları da daha alçakta.
Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Kısa bir süre buralarda değilim.
İtalya'ya, kızımı ziyarete gidiyorum.
(o_^)
Yeni fikirler araştıracak ve fotoğraflar çekeceğim.
Ben dönene kadar SEVGİ ve MUTLULUK’la kalın ;)
☆☆☆☆☆
■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦¦¦■♥■¦¦

Fotograflar ve Internet...

♥:-)) Kolaj Çalışması ♥:-)) Fotoğraf çekimleri yapmaktan ve onları Internet'te paylaşmaktan hoşlanan tüm arkadaş ve gençlerimize bu konu...